Türkiye Cumhuriyeti 98. Yaşını Kutluyor: Cumhuriyet neden ve nasıl ilan edildi?

28 Ekim 2021 23:45 Gündem
resimler-haber/cumhuriyetin_ilanı_cumhuriyetin_ilanı_ne_zaman_nasıl_oldu.jpg
google news

"Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz." sözleriyle, çağdaş ve demokratik bir ülkenin temellerinin atıldığı 29 Ekim 1924 tarihi tam 98 yıldır coşkuyla kutlanmakta. Bu kutlu gün, bağımsızlık mücadelesi vermiş milletin, oy kullanarak seçtiği temsilciler aracılığıyla yönetileceğinin ilan edildiği gün. Egemenliğin bir kişiden alınıp, kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği gün. Öyle ki Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933 tarihinde cumhuriyetin onuncu yılı kutlamaları esnasında söylev verdiği Onuncu Yıl Nutku'nda, bu günü "En Büyük Bayram" olarak nitelendiriyor. 

Türkiye Cumhuriyeti Nasıl Doğdu?

1.Dünya Savaşı'nın sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasındaki hükümlere dayanarak, İtilaf Devletleri Osmanlı topraklarını fiilen işgal etmişlerdir. Başkent İngilizler tarafından işgal edilmiş ve padişah İngiliz askerlerinin gölgesinde otoritesini yitirmiştir. Anadolu'da yaşayan halklar bu işgallere direnç göstermiş, önce protesto ve mitinglerle sonra sivil-askeri birliklerle işgallere karşı çıkmışlardır. Bu esnada Çanakkale Kahramanı olarak bilinen Mustafa Kemal, Samsun'da asayişi sağlamak amacıyla görevlendirilir.

izmirin işgali yunan kuvvetleri

Mustafa Kemal bu görevlendirmeyi, İtilaf Devletlerine ve işgallere karşı olan halkı örgütleme ve teşkilatlandırma vesilesi olarak görür. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, Anadolu'da kongreler düzenleyerek işgallere karşı geldiklerini, birleşerek topyekün bir bağımsızlık mücadelesi verileceğini, İtilaf Devletleri'nin ordusu altında iradesi sakatlanmış İstanbul hükümetinin bağımsızlık aleyhine verdikleri kararları tanımayacaklarını ilan ederler. 

Anadolu halkı, bir yılı aşkın süren işgallere karşı örgütlenen Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay gibi Osmanlı subaylarının liderlik ettiği yeni oluşuma destek verir. Halktan oluşan Kuvayımillîye birlikleri oluşur. Bu birlikler Güneydoğu Anadolu’da Fransızları durdurur. Batı Anadolu ise İngiltere’nin desteklediği Yunan işgali altındadır. Yunanlılar İzmir’i 15 Mayıs 1919 tarihinde işgal ederler. 9 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun kente girmesine kadarki geçen 3,5 yılda İzmir işgal altında kalır. 

son osmanlı mebusan meclisi

Son Osmanlılar

Milli bağımsızlık mücadelesi Ankara’da bulunan Temsil Heyeti ve meclisin açılmasından sonra Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir. Yunanlılara karşı Kuvayımillîye birlikleri birleştirilerek düzenli ordu kurulur. İlk önce İstanbul hükümetiyle yapılan görüşmeler sonucunda mücadelenin son Osmanlı Mebusan Meclisince yürütüleceği kararlaştırılır. Ancak İstanbul’da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisince alınan Misakı milli kararlarının ilan edilmesinin ardından İngiltere, İstanbul’u resmen işgal eder ve meclisi dağıtarak, mebusları sürgüne gönderir. Bu sebeple bağımsızlık mücadelesinin Ankara gibi iç bölgelerde işgale karşı korunaklı ve merkezi bir konumda gerçekleştirilmesine karar verilir.

Düzenli ordu kurulmasının ardından ayaklanmalar başlar. Bu ayaklanmaların bazıları itilaf devletlerinin desteğince İstanbul hükümetince çıkarılırken, bazıları düzenli ordu disiplinine katılmak istemeyen Kuvayımillîye birliklerinin komutanları tarafından çıkarılır. Ayaklanmalar Meclis tarafından bastırılır ve meclis Anadolu’da otoritesini arttırmış olur.

Mustafa Kemal Atatürk

Saltanat Şurası Sevri İmzalıyor

Bu esnada İtilaf Devletleri İstanbul Hükümetiyle Sevr Barış Antlaşmasını imzalarlar. Bu anlaşmaya göre Anadolu toprakları devletlerce parçalanacak ve Osmanlı Devleti küçük bir Anadolu beyliği konumuna geri dönecektir. Osmanlı Devleti’nin, başkenti olan İstanbul ile topraklarının bağlantısı kesilecek, boğazlar savaş zamanında dahi tüm devletlere açık hale gelecektir.

Ancak Osmanlı Devleti o tarihlerde anayasal olarak Meşrutiyet ile yönetildiği için, antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için meclis onayı da gerekmektedir. İngiltere Mebusan Meclisini dağıttığı için, bu antlaşma meclis tarafından onaylanamamış ve ölü doğmuştur. İstanbul Hükümeti Saltanat Şurası adı altında eski nazırlardan oluşan bir birlik oluşturmuş ve antlaşma imzalanmıştır.  Ne var ki Anadolu halkı için bu antlaşma yok hükmünde görülmüş ve hiçbir zaman geçerli sayılmamıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi

Millî Mücadele Muharebeler

Sevr Antlaşması'nda doğuda bir Ermeni devleti kurulmasını öngören madde Ermenileri umutlandırdı ve Doğu Cephesi'nde, Temsil Heyeti’ne bağlı Kazım Karabekir önderliğinde Ruslar ve Ermenilerle mücadele edildi. 3 Aralık 1920’de Meclis’in açılmasından 8 ay sonra başarılı olunan cephede Ermenilerle Gümrü Barış Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma Meclisin ilk antlaşması ve uluslararası alandaki ilk siyasi zaferi oldu.

Güney Cephesi'nde Fransızlar ve Ermenilerle, Kuvayimillliye birliklerince mücadele gerçekleştirildi. 15 Eylül 1919’da Suriye İtilafnamesi olarak adlandırılan bir antlaşma ile İngiltere bu bölgeyi Fransızlara bıraktı. Fransızlar bu bölgede Ermeni İntikam Alayları kurdular ve bölgede katliamlara başladılar. Bunun üzerine Sütçü İmam, Şahin Bey, Ali Saip Bey komutasındaki halk zulme karşı çıktı ve Fransızlarla savaştılar. Fransızlar Batı Cephesi'nde kazanılan peş peşe zaferlerin ardından bölgeden çekilmeye başladılar ve 1921 Ankara Antlaşmasıyla güney cephesi Sakarya Savaşı'ndan sonra resmen kapandı.

Batı Cephesi en yoğun savaşların gerçekleştiği cephedir. İngiltere’nin desteklediği Yunanlılara karşı başarısız taarruzlar görülmüş, Kuvayımilliye ile mücadele verilemeyeceği anlaşılmış ve düzenli ordu kurulmuştur. Ocak 1921’de 1. İnönü Savaşı kazanılmıştır. Bu zaferin ardından ilk Anayasamız 1921 Anayasası yürürlüğe girmiş ve İstiklal Marşı kabul edilmiştir. Mart ayında 2. İnönü Savaşı'nda Yunanlılar mağlup edilmiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal İnönü’ye gönderdiği mesajında “Siz orda yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz” ifadesinde bulunmuştur. Eskişehir – Kütahya Muharebesinde düzenli ordu ilk ve son yenilgisini almış, bunun üzerine mecliste yapılan oturumlar sonucunda Başkomutanlık Yasası’nın kabul edilmesiyle tam yetki Meclis tarafından 3 aylık sınırlı süre ile Mustafa Kemal’e verilmiştir.

Tekalif-i Milliye Emirleri

Tekalif-i Milliye Emirleri Yürürlükte

Mustafa Kemal Tekalif-i Milliye Emirlerini çıkarmıştır. Buna göre halktan ordunun ihtiyaçları için geri ödenmek şartıyla mal ve erzak temini sağlanmıştır.  Eylül ayına gelindiğinde Sakarya Meydan Muharebesi yaşanmıştır. Bu savaş çok kanlı geçtiği için Mustafa Kemal tarafından“Sakarya Melhame-i Kübra’sı” yani Sakarya Kan Gölü, Sakarya Kıyameti olarak adlandırılmıştır. Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh tüm vatandır.” Sözleriyle ifade ettiği dünya tarihinde ilk defa görülen "topyekûn savaş" gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çok sayıda subay şehit olduğu için bu savaş “Subaylar Savaşı” olarak da anılır.

Sakarya Savaşı'ndan sonra İtalyanlar ve Fransızlar Anadolu’dan çekilmiş, barış antlaşmaları imzalanmıştır. İngiltere'nin Yunanlılara olan inancı kırılmıştır. Türklerin savunması durmuş, taarruz vakti gelmiştir. Bu boşluktan yararlanan Meclis, bir yıl savunmada beklemiş ve ordu güçlendirilmiştir. Bir yıla aşkın sürenin ardından Büyük Taarruz gerçekleştirilmiştir.

9 Eylül 1922’de Eskişehir-Afyon hattına çekilen Yunanlılara karşı taarruza geçilmiştir. Bu savaşa iki tarafın da başkomutanı katıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adı verilmiştir. 26 Ağustos Yunan generali Trikopis esir alınmış ve Mustafa Kemal “Ordular, İlk hedefiniz Akdenizdir!” diyerek Türk birliklerine İzmir’e kadar taarruza devam etmelerini emretmiştir. 9 Eylül 1922’de Türk ordularının İzmir’e girmesiyle savaş sona ermiştir.

Cumhuriyetin ilanı eski gazete haberi

Cumhuriyetin İlanı Gerçekleşiyor

Lozan Barış Antlaşması imzalanmadan önce, İstanbul’un işgalden kurtarılmasıyla ikilik ortaya çıkmış, Lozan Barış Antlaşması'nın öncesinde saltanat makamı kaldırılmıştır. Saltanat makamının kaldırılmasıyla birlikte hükümet krizi doğmuş, ülkenin yönetim şeklinin belirlenmesi gerekmiştir. Bunun üzerine 29 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhuriyeti ilan etti. İlan ilk kez Yenigün Gazetesinden tüm yurda duyuruldu. 1 Nisan’da hazırlanan önerge mecliste bekleniyordu, bu esnada Mustafa Kemal bir gün önce arkadaşlarıyla görüştüğü bir yemek masasında “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” sözleriyle yeni rejimi ilan edeceğini duyurdu.

İlk hükümeti kurmakla İsmet İnönü görevlendirilirken, Fethi Okyar da TBMM Başkanlığı'na seçildi. Türk halkı, 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günü Cumhuriyet'in ilanını kutladı. Ekim 1924’te yayımlanan kararname ile Cumhuriyet'in ilanının kutlanmasına karar verildi.